<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Sosyal Bilimler Enstitüsü</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12416/31</link>
<description>Sosyal Bilimler Enstitüsü tezlerini içerir.</description>
<pubDate>Wed, 28 Oct 2026 17:34:04 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-10-28T17:34:04Z</dc:date>
<item>
<title>Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12416/7945</link>
<description>Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma
Sapan, Oğuzhan
Türk hukukunda özel boşanma sebeplerinden sayılan suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, gerek 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenleme altına alınmıştır. Kaynak kanun İsviçre Medeni Kanunu’ndan diğer özel boşanma sebepleriyle birlikte 1998 yılında çıkartılan bu boşanma sebebi, Türk kanun koyucusu tarafından 4721 sayılı Yeni Türk Medeni Kanunu’nda küçük değişikliklerle muhafaza edilmiştir. Bu çalışmada, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma; şartları, dava hakkının ileri sürülebilmesi ve sonuçları bağlamında incelenmiştir.
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12416/7945</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Development of Turkish DRM lists and comparing false memory differences across discrete emotions</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12416/7126</link>
<description>Development of Turkish DRM lists and comparing false memory differences across discrete emotions
Cengil, Betül Beyza
Sahte anı literatüründe kullanılan en yaygın paradigmalardan biri DRM paradigmasıdır. Kelime listelerinden oluşan bu paradigma uzun zamandır kullanılsa da duygunun bu paradigmaya dâhil edilmesi daha yakın zamanda olmuştur. Literatürdeki duygusal DRM listelerinin çoğu döngüsel modele göre geliştirilmiş olsa da literatürde farklı duygu teorileri de mevcuttur. Bu teorilerden biri olan ayrık duygular teorisi, her duygunun ortak bazı özellikleri olsa da diğer açılardan birbirlerinden ayrıştıklarını ileri sürmektedir. Bu teori bellek ve sahte anı çalışmalarında çalışılmış olsa da DRM listelerinde kapsamlı bir şekilde çalışılmamıştır. Bu çalışma kapsamında beş ayrık duygu ele alınarak toplamda 25 Türkçe DRM listeleri geliştirilmiştir. Çalışmada ele alınan tiksinti, korku, üzüntü, öfke ve mutluluk duyguları aynı zamanda temel duygular olarak görülmektedir. Çalışmaya 18 – 26 yaş aralığında (M= 21.38, SD= 1.74) 71 üniversite öğrencisi (41K, 30E) katılmıştır. Çalışmada katılımcılara bilgisayar üzerinden seçkisiz olarak seçilmiş, her duygu grubundan üç liste olmak üzere, 15 listeye ait kelimeler gösterilmiş, ara bir görevin ardından tanıma görevi verilmiştir. Tanıma görevi üç farklı türden kelime içermektedir: çalışılan liste kelimelerinin anlamsal olarak çağrıştırdığı kritik çeldiriciler, listede olup daha önce çalışılmış eski kelimeler ve liste kelimelerinden bağımsız yeni kelimeler. Çalışma sonucunda, üzüntü ve öfke içerikli kritik çeldiricilerin tiksinti, korku ve mutluluk içerikli kritik çeldiricilere kıyasla daha fazla sahte anı üretimine sebep olduğu bulunmuştur. Çalışmada tanıma görevi 6'lı güven aralığı kullanılarak yapılmıştır. Bunun sonucunda Sinyal Tespit Kuramı kapsamında duyarlılık ve tepki yanlılığı ile ilişkili analizler de yapılmıştır. Bu analizler isabet (eski kelimeye verilen eski tepkisi) ve yanlış alarm (yeni kelimeye verilen eski tepkisi) oranları hesaplanarak yapılmıştır. Çalışmada yanlış alarmlar hem kritik çeldiricilerden hem de yeni kelimelerden elde edilebildiği için, ikisinin de yanlış alarm olarak ele alındığı analizler yapılmıştır. Kritik çeldiricilerin yanlış alarm olarak ele alındığı analizlerde, duygular arasında duyarlılık ve tepki yanlılığı açısından bir fark çıkmamıştır. Ancak yeni kelimeler yanlış alarm olarak ele alındığında, duygular arası ayrışmalar gözlemlenmiştir. Katılımcıların duyarlılığının korku ve mutluluk koşullarında, diğer duygulara kıyasla daha düşük olduğu bulunmuştur. Tepki yanlılığında ise, katılımcıların mutluluk koşulunda liberal, tiksinti, korku, üzüntü ve öfke koşullarında ise muhafazakâr bir tepki yanlılığı gösterdiği bulunmuştur. Özetle, sonuçlar ayrık duygular arasında gözle görülür farklılıklar olduğunu vurgulamaktadır. Bu çalışma, duygular ve sahte anılar arasındaki karmaşık bağlantının daha derin bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlamakla beraber aynı zamanda DRM paradigması çerçevesinde nasıl etkileşime girdiklerini daha iyi anlamamıza katkıda bulunmaktadır Anahtar Kelimeler: Ayrık duygular, DRM paradigması, Sinyal Tespit Kuramı, Tanıma görevi, Sahte anı.; The DRM paradigm is one of the most commonly used paradigms in false memory literature. This paradigm consists of word lists, and although it has been utilized for a long time, emotion has only recently been integrated into this paradigm. While most of the emotional DRM lists present in the literature have been developed based on the circumplex model, there are different emotion theories. Among these, the discrete emotion theory suggests that despite certain shared characteristics among emotions, they significantly diverge in various other aspects. This particular theory has been studied in both memory and false memory literature, yet a comprehensive examination within the context of the DRM paradigm has been lacking. In the current study, a total of 25 Turkish DRM lists were developed for five discrete emotions: disgust, fear, sadness, anger, and happiness. A total of 71 university students (41F, 30M) aged between 18 and 26 (M= 21.38, SD= 1.74) participated in the study. The participants were exposed to 15 randomly selected lists of words, with three lists from each emotion category, presented on a computer. Following a distractor task, a recognition task was administered. In the recognition task, there were three types of words: critical lures, semantically related to the studied list of words; old words, originating from the studied lists; and new words, unrelated to the studied lists. The results of the study revealed that sadness and anger-related critical lures produced more false memories than disgust, fear, and happiness-related critical lures. The recognition task in the study employed a six-point confidence scale. Therefore, the analyses for sensitivity and response bias were conducted within the scope of Signal Detection Theory. These analyses were conducted on hit rates (old responses given to old words) and false alarm rates (old responses given to new words). Since false alarms could be obtained from both critical lures and new words, the analyses were performed considering both as false alarms. When evaluating critical lures as false alarms, no significant difference in sensitivity and response bias across emotions was found. However, when counting new words as false alarms, there were significant differences across emotions in sensitivity and response bias. Specifically, the participants exhibited lower sensitivity scores for fear and happiness compared to other emotions. In terms of response bias, the participants demonstrated a liberal response bias for happiness, and a conservative response bias for disgust, fear, sadness, and anger. Collectively, the results have emphasized the noticeable disparities existing among discrete emotions. This study has not only provided a deeper understanding of the intricate interconnection between emotions and false memory but also contributed to our enhanced grasp of how they interact within the framework of the DRM paradigm. Keywords: Discrete emotions, DRM paradigm, Signal Detection Theory, Recognition task, False memory
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12416/7126</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>The effects of emotional valence and emotional arousal on event-based prospective memory in young adults</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12416/7125</link>
<description>The effects of emotional valence and emotional arousal on event-based prospective memory in young adults
Aydın, Öykü
Mevcut araştırmanın temel amacı genç yetişkinlerde duygusal değerliğin ve duygusal uyarılmışlığın olay temelli ileriye yönelik bellek (OT-İYB) üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmaya, 18-30 yaş aralığında toplamda 63 genç yetişkin katılmıştır. Araştırma iki aşamadan oluşmuştur. İlk aşamada katılımcılar, Demografik Bilgi Formu ve Beck Depresyon Envanteri (BDE)'ni içeren çevrim-içi anketi tamamlamışlardır. İkinci aşamaya katılan katılımcılar, son altı ay içerisinde herhangi bir psikiyatrik veya nörolojik rahatsızlık geçirmemiş, belirli içeriklere (örn., yılan, köpek, yükseklik vs.) yönelik şiddetli korkusu olmayan ve BDE'den 16 ve altında puan alan genç yetişkinler arasından seçilmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması, Uluslararası Duygusal Resim Sistemi (IAPS)'nden farklı duygu kategorileri (olumlu-yüksek uyarılmışlık, olumlu-düşük uyarılmışlık, nötr, olumsuz-yüksek uyarılmışlık ve olumsuz-düşük uyarılmışlık) dikkate alınarak seçilen resimler için İYB performansının incelendiği bilgisayar temelli bir OT-İYB görevinden oluşmuştur. OT-İYB görevi içerisinde, İYB görevi ile 1-geri çalışma belleği görevi eş zamanlı olarak sunulmuştur ve doğru tepkiler ile tepki süreleri kaydedilmiştir. Ayrıca, yönergeler ile OT-İYB görevi arasında ara görevler olarak Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) ile Şifre Testi sunulmuştur. Ek olarak katılımcılar, OT-İYB görevinden sonra tanıma testi ve Deney Sonrası Tarama Soruları'nı tamamlamışlardır. Sonuçlar, İYB doğru tepki oranları üzerindeki duygusal değerlik ve duygusal uyarılmışlığın temel etkileri ile bu iki boyutun etkileşim etkisinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bu iki boyutun İYB tepki süreleri üzerindeki temel etkileri de anlamlıdır. Öte yandan, bu boyutların tepki süreleri üzerindeki etkileşim etkisi anlamlı değildir. Ek olarak, İYB görevi ile 1-geri çalışma belleği görevi arasında tepki süreleri açısından anlamlı bir ilişki bulunmuşken, bu ilişki doğru tepki oranları açısından incelendiğinde anlamlı değildir. PNDÖ puanları incelendiğinde, yalnızca negatif duygu durum puanları ile toplam İYB doğru tepki oranları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. PNDÖ puanları ile İYB performansı arasında başka anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili alan yazın kapsamında değerlendirilmiş ve tartışılmıştır.; The main aim of the current study was to examine the effects of emotional valence and emotional arousal on event-based prospective memory (EB-PM) among young adults. A total of 63 young adults aged between 18 to 30 participated in the study. The study was conducted in two sessions. In the first online session, participants filled out an online survey that included a Demographical Information Form and the Beck Depression Inventory (BDI). Participants for the second experimental session was recruited from young adults who did not report any psychiatric or neurological disorder within the past six months, did not have intense fears for specific contents (e.g., snakes, dogs, heights, etc.), and got scores of 16 and below from the BDI. The second session consisted of a computer-based EB-PM task in which participants' PM performance was measured for pictures from different emotional categories (i.e., positive-high arousal, positive-low arousal, neutral, negative-high arousal, and negative-low arousal) selected from the International Affective Picture System (IAPS). Within the EB-PM task, a PM task was embedded in a 1-back working memory task, and both correct responses and reaction times were recorded. Besides, the Positive and Negative Affect Schedule (PANAS) and Coding Test were applied as filler tasks between the instructions and the EB-PM task. Moreover, a recognition task and Post-Experimental Questionnaire was administered at the end of the EB-PM task. The results showed that the main effects of both emotional valence and emotional arousal, as well as their interaction, on PM accuracy were significant. Moreover, the main effects of both dimensions on reaction times in the PM task were significant. However, the interaction effect of these dimensions on reaction times was not significant. In addition, the correlation between PM task performance and 1-back working memory task performance was significant in terms of reaction times, but no correlation was found for accuracy. Regarding the PANAS scores, only the negative affect scores were negatively correlated with overall PM accuracy. No other correlations between PANAS scores and PM task performance were found. The findings from the current study were evaluated and discussed in relation to the relevant literature.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12416/7125</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Türk firmalarının uluslararası ticari istihbarat faaliyetleri: İnşaat malzemeleri ihracatçısı firmalar üzerinde bir uygulama</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12416/7116</link>
<description>Türk firmalarının uluslararası ticari istihbarat faaliyetleri: İnşaat malzemeleri ihracatçısı firmalar üzerinde bir uygulama
Ünal, Tolga Teoman
Bu çalışmanın amacı; uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren firmaların ticari istihbarat faaliyetleri ile olan ilişkileri ve ticari istihbarat faaliyetleri bünyesinde kullandıkları yöntemlerin incelenmesidir. İnceleme kapsamında ticari istihbarat faaliyetlerinin uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren firmaların ihracat performansını olumlu yönde etkileyip etkilemediğinin saptanması konusunu içeren Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde kayıtlı firmalar üzerinde yapılan bir araştırma yer almaktadır. Araştırmanın örneklemi, Türkiye'de kayıtlı 98 adet inşaat malzemeleri ihracatçısı firma ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kayıtlı 1 adet inşaat malzemeleri ihracatçısı firmadan oluşmaktadır. Araştırma bünyesinde veri toplama amacı ile anket formu kullanılmıştır ve anketten elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada ölçek olarak "ihracat performans ölçeği" belirlenmiştir. Elde edilen verilere faktör analizi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Yapılan korelasyon analizleri sonucunda, "Aynı hedef pazarlarda faaliyet gösteren rakip firmalara yönelik ticari istihbarat faaliyetlerinden yararlanma ile ihracat performansı arasında bir ilişki vardır", "Faaliyet gösterilen uluslararası pazarların çeşitlendirilmesi aşamasında ticari istihbarat faaliyetlerinden yararlanma ile ihracat performansı arasında bir ilişki vardır" ve "Hedef Pazar olarak uluslararası pazarların belirlenmesi ve bu pazarlara yönelik pazarlama stratejilerinin oluşturulması aşamasında ticari istihbarat faaliyetlerinden yararlanma ile ihracat performansı arasında bir ilişki vardır", hipotezlerinde anlamlı ve pozitif ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlara dayanarak firmalar tarafından yürütülen ticari istihbarat faaliyetlerinin firmaların ihracatına olumlu yönde katkı yaptığı anlaşılmaktadır.; The purpose of this study is to examine commercial intelligence activities of the companies which are active in international markets and the methods they use within their commercial intelligence activities. Within the scope of this studay, there is a research conducted on companies registered in Turkey and the Turkish Republic of Northern Cyprus, which includes determining whether commercial intelligence activities affect the export performance of companies operating in international markets in a positive way. The sample of the research consists of 98 units of construction materials exporter companies registered in Turkey and 1 unit of construction materials exporter company registered in the Turkish Republic of Northern Cyprus. A survey form was used for data collection within the research and the data obtained from the surveys were analyzed with the SPSS program. "Export Performance Scale" was determined as a scale in the research. Factor analysis and correlation analysis were applied to the obtained data. As a result of the correlation analyses, a significant and positive relationship was found in the hypotheses "There is a relationship between utilizing commercial intelligence activities for rival companies operating in the same target markets and export performance", "There is a relationship between benefiting from commercial intelligence activities and export performance at the stage of diversifying the international markets in which they operate" and "There is a relationship between utilizing commercial intelligence activities and export performance during the determination of international markets as the target market and the creation of marketing strategies for these markets". Based on these results, it is understood that the commercial intelligence activities carried out by the companies contribute positively to the exports of the companies.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12416/7116</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
