<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Tezleri</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12416/644" rel="alternate"/>
<subtitle>Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Tezlerini İçerir.</subtitle>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12416/644</id>
<updated>2026-10-28T16:30:06Z</updated>
<dc:date>2026-10-28T16:30:06Z</dc:date>
<entry>
<title>Propagandanın stratejik istihbarat ve karşı istihbarat bağlamında değerlendirilmesi: Türk ve ABD istihbarat topluluklarının karşılaştırılması</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12416/7090" rel="alternate"/>
<author>
<name>Şencan, Mehmet</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12416/7090</id>
<updated>2024-02-05T12:51:07Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Propagandanın stratejik istihbarat ve karşı istihbarat bağlamında değerlendirilmesi: Türk ve ABD istihbarat topluluklarının karşılaştırılması
Şencan, Mehmet
Uluslararası ilişkiler, Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte iki kutuplu ilişkilerden&#13;
ziyade çok boyutlu ve çok kutuplu ilişkiler dahilinde ilerleyen bir seyir izlemektedir.&#13;
Bu bağlamda bilginin elde edilmesi ve kullanımında da belli başlı değişiklikler&#13;
olmuştur ki bunun etkilerini istihbarat ve propaganda arasındaki ilişkide görmek&#13;
mümkündür. İstihbarat ve propaganda faaliyetlerinin arasında yer alan bağlantılı ilişki&#13;
kavramı, 21. yüzyıl uluslararası ilişkilerini belirli bir düzene oturmak adına istihbaratpropaganda temelinde bir örüntü sunmaktadır. Böylelikle, propaganda, stratejik&#13;
istihbarat ve karşı istihbarat bağlamında kendini gösterebilen ve istihbarat&#13;
topluluklarının ilgi alanına giren bir faaliyet olarak dikkat çekmektedir. Çalışma&#13;
dahilinde, istihbarat ve propaganda ilişkisinin somutlandırılması, Türk-ABD istihbarat&#13;
topluluklarının karşılaştırılması bağlamında ortaya konulmuştur. İki istihbarat&#13;
topluluklarının en belirgin farkı teşkilatlanma şeklinde kendini göstermektedir ki bu&#13;
teşkilatlanma şekillerinin yatay genişleme ve dikey genişleme modellerine uygun bir&#13;
seyir ve evrim izlemesinin ardındaki siyasi kırılmalar ve eğilimler mevcuttur. Bu&#13;
motivasyonların temelinde II. Dünya Savaşı’nın bitmesi ve Soğuk Savaş’ın sona&#13;
ermesi olayları çok fazla etkilidir. ABD’nin Hong Kong (1950-1964), Tayvan (1954-&#13;
1958) ve Kore Savaşı (1950-1953) faaliyetleri ve Türk istihbarat tarihinde müstesna bir yere sahip olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın Kafkasya, Afrika ve Türk istihbarat&#13;
topluluğunun Kıbrıs faaliyetleri (1955-1974) bağlantılı ilişki bağlamında istihbarat ve&#13;
propaganda arasındaki zorunlu ilişkinin örneklerini sunmaktadır.; Since the end of the Cold War, international relations have embarked on a multidimensional and multipolar course rather than a bipolar course. In this context, there have been certain changes in how information is acquired and used. So it can be analyzed its impact on the relationship between intelligence and propaganda in this manner. The concept of the interconnected relationship between intelligence and propaganda activities presents a pattern on the basis of intelligence and propaganda in order to regulate 21st century international relations in the world system experiencing multidimensional and multipolar relations. Thus, propaganda draws attention as an activity enacted in the context of strategic intelligence and counterintelligence and also is of interest to intelligence communities. Propaganda, therefore, can appear in the context of strategic intelligence and counterintelligence, gaining attention as an activity of interest to the intelligence communities. In order to embody the relationship between intelligence and propaganda, the comparison of Turkish and US intelligence communities makes sense in the 21st century's international relations. In despite of the fact that there occur different models in the organisation style and different political motivations for the sake of evolution of both intelligence communities, the campaigns of the USA in Hong Kong (1950-1964), Taiwan (1954-1958) and the Korean War (1950-1953) and campaigns of the Caucasus, African by Teşkilat-ı Mahsusa and the campaign of Turkish intelligence in Cyprus (1955-1974) reflect a series of analysis of the coerced relationship between intelligence and propaganda in the context of interconnected relation.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Küçük devlet dış politikasında iç ve dış faktörler: Sırbistan dış politikası örneği</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12416/6475" rel="alternate"/>
<author>
<name>Taşcı, Ufuk Oğuz</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12416/6475</id>
<updated>2023-06-07T11:10:53Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Küçük devlet dış politikasında iç ve dış faktörler: Sırbistan dış politikası örneği
Taşcı, Ufuk Oğuz
Bu çalışmada, küçük devletlerin tarihçesi, bir devletin hangi koşullarda küçük bir devlet olarak tanımlanması gerektiği ve Sırbistan'ın bu bağlamda neden küçük devlet statüsünde değerlendirilmesi gerektiği tartışılmaktadır. 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılma sürecinden günümüze kadar Sırbistan'ın küçük bir devlet olarak dış politika uygulamaları ve bu uygulamaların üzerinde etkili olan iç ve dış faktörler değerlendirilmektedir. Sırbistan'ın dış politika yapımında iki taraflı ve çok taraflı ilişkilerin önemi ile söz konusu iç ve dış etkenlerin bu ilişkiler üzerindeki rolü incelenmektedir. Bu çerçevede Sırbistan'ın, ABD, Rusya, Çin gibi büyük güçler ile, Türkiye gibi bölgesel bir güç ile, Bosna-Hersek örneğinde küçük devletler ile ve son olarak, AB ve NATO gibi uluslararası örgütler ile yürüttüğü ilişkiler, küçük devlet dış politikası bağlamında tahlil edilmektedir. Nihai tahlilde, Sırbistan'ın gerek iç ve dış faktörleri ile, gerek dış politika yapım biçimi ve diğer devletler ile yürüttüğü ilişkilerdeki davranış biçimi ile, küçük bir devlet olarak varlığını sürdürdüğü ve sürdürmeye devam edeceği savunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sırbistan, Küçük Devlet, Dış Politika.; In this study, the history of small states, the conditions under which a state should be defined as a small state and why Serbia should be considered as a small state in this context are discussed. The foreign policy practices of Serbia as a small state from the disintegration of Yugoslavia in 1991 to the present and the internal and external factors that are effective on these practices are evaluated. The importance of bilateral and multilateral relations in Serbia's foreign policy-making and the role of the internal and external factors on these relations are examined. In this context, Serbia's relations with major powers such as the USA, Russia and China, a regional power such as Turkey, small states in the case of Bosnia and Herzegovina, and international organizations such as the EU and NATO, are analyzed in the context of small state foreign policy. In the final analysis, It is argued that Serbia has continued and will continue to exist as a small state based on its internal and external factors, foreign policy-making and behavior in its relations with other states. Keywords: Serbia, Small State, Foreign Policy.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Kadro öncesi kadrocular</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12416/6474" rel="alternate"/>
<author>
<name>Yıldırım, Arif Can</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12416/6474</id>
<updated>2023-06-07T11:10:46Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Kadro öncesi kadrocular
Yıldırım, Arif Can
Bu çalışma Kadro dergisi yazarlarından Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör, İsmail Hüsrev Tökin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun daha bu dergi kurulmadan önce Muhit dergisi ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde yazdıkları üzerinde durmakta ve bu isimlerin savundukları görüşlerin (sol ya da Marksizmden esinlenmekten çok milliyetçi olarak nitelendirilebileceğini) milliyetçi sol olarak nitelendirilebileceğini savunmaktadır. Çalışmada birincil kaynakların kullanıldığı gazete ve dergiler Milli Kütüphane, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Gazete Arşivi ve Ankara Üniversitesi Gazete Arşivinden temin edilmiştir. Çalışmada büyük çoğunlukla gazeteler ve dergilerden yararlanılmıştır ancak ikincil kaynaklar ve çevrim içi kaynaklarda kullanılmıştır.; This study focuses on the writers of Kadro magazine, Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör, İsmail Hüsrev Tökin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu wrote in Muhit magazine and Hakimiyet-i Milliye newspapers before this magazine was founded, and argues that the views of these names can be described as the nationalist left. (rather than inspired by left or Marxism) Primary sources of newspapers and magazines used in this study were obtained from the National Library, the Library of the Turkish Grand National Assembly, the Istanbul University Newspaper Archive, and the Ankara University Newspaper Archive. Newspapers and magazines were mostly used in the study, but secondary sources and online sources were also used.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Jean Baudrillard ve bir simulacrum olarak "Arap Baharı"</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12416/6473" rel="alternate"/>
<author>
<name>Sarıca, Özgür</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12416/6473</id>
<updated>2023-06-07T11:10:41Z</updated>
<published>2018-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Jean Baudrillard ve bir simulacrum olarak "Arap Baharı"
Sarıca, Özgür
Fransız sosyolog ve düşünür Jean Baudrillard'a göre gerçeklik sona ermiş ve artık hipergerçeklik dönemine girilmiştir. Kamusal alanda üretilmiş gerçeklerle karşılaştığımızı dile getiren Baudrillard, Batı medeniyeti modeline ilişkin eleştirisini simulacrum kavramı ve simülasyon teorisi ile açıklar. Simulacrum, hakikat yerine algılanan görünümü anlatan bir terimdir. Baudrillard'a göre tarih adına söylenen birçok şey simulacrum ile açıklanabilir çünkü unutulmuş geçmiş içinden yeni bir gerçeklik üreterek kitlelerin algısını yönetmek, egemen ideolojinin iktidarını pekiştirmek için her zaman kullandığı yöntemlerden biridir. Soğuk Savaş sonrasında, başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere tüm dünyada güvenlik ve tehdit algıları değişmiş, buna egemen devletlerin yeni pazar ve kaynak arayışları da eklenince güç mücadelesinin odağına Ortadoğu yerleşmiştir. Bu coğrafyada 1. Körfez Krizi'yle başlayan mücadele süreci 11 Eylül saldırıları sonrasında, 'küresel terörizmle savaş' ve ahlaken 'özgürlük' söylemi üzerinden yapılan gerekçelendirme kullanılarak Irak'ın işgali ile devam etmiş ve "Arap Baharı"na kadar uzanmıştır. Bu çalışmanın amacı; Baudrillard'ın simülasyon teorisinden yola çıkarak Arap Baharı'nın hakikatle ilgisini tartışmak ve aslında kitlelerin algısını yönetmek üzere imal edilen bir gerçeklik üzerine kurulu yani bir simulacrum olduğunu ortaya koymaktır.; According to the French sociologist and philosopher Jean Baudrillard, we have entered the era of hyperreality where the era of reality has come to an end. Baudrillard who claims that we are faced with fabricated facts in the public sphere reveals his critique of the western civilization model through the concept of simulacrum and the theory of simulation. Simulacrum is a term that describes the perceived appearance instead of the truth. According to Baudrillard, much of what is said in the name of history can be explained through simulacrum, because managing the perception of the masses by producing a new reality from the forgotten past is one of the methods that the ruling ideology always uses to consolidate its power. After the Cold War, the perceptions of security and threat had changed all over the World but especially in the United States of America where the Middle East settled in the core of the power struggle with the increase in the search for new markets and resources of the sovereign states. The struggle, which had begun with the Gulf Crisis in 1991, continued with the invasion of Iraq using the justification made by 'war on global terrorism' and the moral justification of 'freedom' after the September 11 attacks, finally reached to the "Arab Spring". Within the scope of Baudrillard's simulation theory, the purpose of this study is to discuss the relevance of the Arab Spring with the truth and to show that it is a simulacrum based on a reality that is produced which actually aims to manage the perception of the masses.
</summary>
<dc:date>2018-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
